06 Temmuz 2010

ÇOCUK RESMİNİN GELİŞİM AŞAMALARI

Çocuklar büyüyüp,olgunlaştıkça resimleri daha ayrıntılı oranlı ve gerçekçi olur. Her yaş dönemi resimlerinin belirgin özellikleri vardır.

1-KARALAMA DÖNEMİ (1-4)YAŞ ARASI

Çocuklar bu yaşlar arasında gelişi güzel çizimler yaparlar. Resimler daha çok oyun amaçlıdır. Çizgiler,tren rayı vb. dir.
Karalama Örneklerinden bazıları şunlardır.

2-ŞEMA ÖNCESİ DÖNEM (4-7) YAŞ ARASI

Üç yaş çocuğu tipik yuvarlak kafa çizebilir. İnsan çiz değince baş ve ayakları olan insan çizebilirler. Yüz hatlarını belirleyebilir. Dört yaş çocuğu kolları ve bacakları olan çöp adam çizebilirler. Beş yaşındaki çocuğunun yaptığı insan ve evler daha belirgin olmaktadır. Altı yaş çocuğunun yaptığı resimler de artık yavaş yavaş konuda vardır. Resimlerde yer zemini çizgisi mevcuttur. Resimlerde saydamlık da vardır. Örneğin ev çizimlerinde evin içindeki eşyalarında çiziliyor olması gibi.

RENKLERİN ANLAMLARI (4-7) YAŞ ARASI

Dört beş yaşlarındaki çocuklar genelde renk ayrımı yapmadan resmi boyarlar. Bu yaşlarda ana ve ara renkleri öğrenebilirler. Mutlu resimlerde genelde sarı renk, üzüntülü resimlerde genelde kahverengi renk daha ağırlıktadır. Unutulmamalıdır ki çocuk hangi rengi seviyorsa ,resimlerde ağırlık o renge doğrudur. Resimlerde ağırlık kırmızı renkse iddiacılığı ve saldırganlığı temsil eder. Pembe,sarı,turuncu….gibi sıcak renkleri seçen çocuklar sevecen,uyumlu,işbirlikçi….dir. Siyah,mavi,yeşil,kahverengi gibi soğuk renkleri seçen çocuklar, baskıcı aile ortamında yetişen iddiacı,çekingen,güçlükle kontrol edilen,uyumsuz,gerçek duygularını bastıran …. çocukları temsil edebilir.

3-ŞEMATİK DÖNEM (7-9) YAŞLAR ARASI

Resimler daha belirgin ve ayrıntılıdır. İlk bakışta resmin ne olduğu kolaylıkla anlaşıla bilinir . Resimler daha gerçekçidir. Resimde mekansal ilişki vardır. Çocuklar yer çizgisi kullanırlar. Yer çizgisi çocuğun kendisi ve çevresiyle olan ilişkinin boyutunu temsil eder. Bu dönemde kuşbakışı resim çizimleri ağırlıktadır.

4-GERÇEKÇİLİK DÖNEMİ (9-12)YAŞLAR ARASI

Bu dönemde resimlerde daha ayrıntılı çizimler ve gerçekçi bir yaklaşım görülür. Resim konularında kızlar ve erkekler arasında farklılıklar gözlemlenir. Kız çocukları daha çok bebek resmi,portreler,elbiseler…erkek çocukları ise araba,gemi,uçak…çizerler. Resimleri beğenmeme , aşırı hassasiyet ve kendini ifade güçlüğü görülür.

5-DOĞALCILIK DÖNEMİ(12-14)YAŞLAR ARASI

Nesneler orantılıdır. Resimler perspektiftir. Yakın çevrede gördüğü objelerin orantılarını,boyutlarını ve derinliklerini çizgileriyle yansıtmaya çalışır. Renkleri ise en iyi şekilde kullanırlar.

ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARIN RESİMLERİ:

Resimlerde belirgin herhangi bir konu yoktur. Plansızdır. Yaşıtlarının resim özelliklerinden oldukça gerilik gösterir. Resim cılız ve ilkeldir. Çoğunlukla kağıda resim yerine çeşitli karamalar yaparlar. Ayrıntılar bulunmaz .Örneğin insan resmi çiz dediğimizde sadece sınır belirten bir çizgi çizilir.Gözler,ağız,burun vs. çizilmez.Ev çizdiğinde çatısı kapısı,bahçesi başka bir yere çizilir.Çocukta resimleri ters çizme sıklıkla karşılaşılıyorsa öğrenme güçlüğü çekebileceği düşüne bilinir. Örneğin ağaçların ters çizilmesi gibi.

ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN RESİMLERİ:
Üstün kabiliyetli kişi diğer insanlardan farklı düşünebilme davranabilme kabiliyetine sahiptir. Resimlerde dikkati çeken ortak özellikler kısaca, akranlarından üstün bir performans göstermeleri, farklı kavramlar arasında mantıklı ilişkiler kurabilmeleri,gelişmiş hayal gücü ,çizilen figürlerin hareket halinde olabilmesi,renklerin genelde canlı olması kağıdın tamamının kullanılması gibi….
UNUTULMAMALIDIR Kİ
Çok güzel resim yapan çocuk zekidir,zeki çocuklar güzel Resim yaparlar DENİLEMEZ.

ÇOCUĞUN PSİKOLOJİK ÖZELLİKLERİNİ YANSITAN RESİMLER:

OKUL FOBİSİ :Resimlerde aile bireyleri ağırlıklı olarak çizilir. Okul ,öğrenci resmi çizmek istemezler.Ev ve evde mutlu çocuk resimleri çizerler.Resimler saydamdır.
GÜVENSİZLİĞİ YANSITAN RESİMLER: Kağıdın tamamı kullanılmaz,boşluklar fazladır. Çizimler yarımdır. Küçük figürler çizme ve kağıdın bir bölümünü kullanma eğilimindedirler. İnsan figürlerinde el ve ayakların çizilmemiş olması güvensizliği ve çevreye uyumda yaşanılan güçlüğü,iletişim eksikliğini,paylaşım azlığını,kendinden başka insanlarla birlikte olmamayı,bencilliği de ifade etmektedir. Güvensiz çocuğun resimlerindeki çizgiler daha çok silik ve kesik kesiktir.
HİPERAKTİF ÇOCUKLARIN RESİMLERİ:Taşkın ve çok renkli resim çizerler.Gerilimli oldukları için genelde karalamayı tercih ederler ve resimleri hep yarım kalır. Çizdiklerinde ise resimleri çok büyük olur.
CİNSEL KİMLİK KARMAŞASI : Anne ve babaya aşırı yaklaşılması, zıt cinsel kimlikte çizimlerde yoğunlaşma, ev resimlerinde yatak odasının çizimi, etek giyen,çocuk emziren baba , ava giden sakal bırakan anne figürlerinin çizilmiş olması bize bazı ipuçları vermektedir.

AİLEDE İLETİŞİM PROBLEMLERİNİN OLDUĞUNU İFADE EDEN RESİMLER :
Ailede iletişim kopukluğu ,aileyi konu alan resimlerde açıkça görülmektedir. Resimde aile üyelerinin birinin veya birkaçının eksikliği.. ,( annenin,babanın,kardeşlerin,aile içinde yaşayan diğer fertlerin hala,amca,dede,ninenin ….çizilmemiş olması ) Aile fertlerini çizmeyi rededmesi,ebeveyn figürlerinin olmaması parçalanmış aileyi ,sevgi eksikliğini , Anne baba ve çocukların arasına nesnelerin yerleştirilmesi,aile bireylerinin arasına köprü , gökdelen evler ,yol, ırmak ,ağaçların….çizilmesi, iletişim problemlerinin bir göstergesi olarak kabul edile bilinir.
Anne babanın çok büyük çocuğun çok küçük veya anne babadan birinin büyük diğerinin küçük çizilmiş olması ailede baskıyı aile fertleri arasında problemin olduğunu baskıcı ve otoriter tutumu,anne babanın çok abartılı çizimi onlara duyulan hayranlığı da temsil edebilir.
Resimde küçük kardeşin anne babanın elinden tutuyor olması ve diğer çocuğun çok uzaklarda çizilmesi veya hiç çizilmemiş olması,sevgi yoksunluğunu ,kardeş kıskançlığını ,kendisini yok saydığını, iç çatışmaların bir göstergesi olabileceği düşüne bilinir.

RESİMLERDEKİ FİGÜRLERİN ANLAMLARI İNSAN FİGÜRÜNDE Kİ KISIMLARIN ANLAMLARI:

Büyük veya çok küçük kafanın çizilmesi zihinsel aktivite de problemlerin olduğunu,zihinsel geriliği ifade eder.
Vücudun organlarının çizilmemesi veya eksik bırakılması endişe duyulan,rahatsızlık hissedilen kısımları yansıtır.
Kolların abartılı çizimi aile içi ve çocuğa yönelik şiddeti, Kolların çizilmemesi ise güç ve kuvvetin azlığını,
Ağzın büyük veya küçük çizimi dil ve konuşma problemi Ağzın çizilmemesi iletişim problemlerini….
Gözlerin büyük çizimi merakı,boş ve anlamsız bakan gözlerin olması görme problemini ve görmeye bağlı öğrenme problemlerini…
Burunun abartılı çizimi astım ,bronşit vb. solunum yoluna bağlı problemlerin olduğunu…burunun çizilmemesi güç savaşını,güçsüzlüğü,desteksizliği..
Kulakların normalinden farklı ,büyük veya küçük çizimi işitmeye bağlı problemlerin olduğunu….
Ellerin çok büyük çizilmesi dayağı ,şiddeti,çalma eylemlerini,çok küçük çizilmesi ise güvensizliği,çevreye uyum güçlüğünü ….
Ayakların abartılı çizimi kendine olan güveni,küçük çizilmesi ise güvensizliği ve yardımsızlığı,
Cinsel organların çizimi saldırganlığı,aşırı endişeyi ve anne babayı çıplak görmüş olmayı temsil etmektedir.

EV FİGÜRLERİNİN YORUMLANMASI:
Ev çocuğun duygusal yaşamının oluştuğu merkezdir. Evin saydam olarak çizilmesi,yaşamı canlılığı , içini göstermeyen duvarların çizilmiş olması ise karamsarlığı,yaşam ifadesinde ki güçlükleri,kendini anlatmakta karşılaşılan zorlukları ifade etmektedir.
Evlerdeki bacalardan yükselen kalın dumanlar aile için de yaşanılan kavgaları,çatışmaları ,sürtüşmeleri gösterir.
Yüksek binalar ve gökdelenler çocuktaki özlem ve komplekslerin ,gerginliğin yansımasıdır . Ezilme ve başkaldırı vardır.
Evlerden çıkan yollar rehberliğe ,yol gösterilmeye duyulan ihtiyaçtır.
Resimlerde, insan resimlerinin azlığı veya yokluğu sosyal ilişkilerde kopukluğu belirtir.İnsan figürünün çokluğu ise sosyal ilişkilerde ki gelişmişlik düzeyini belirtir.
Çizilen kuş resimleri özgürlüğe duyulan ihtiyaç hasrettir
Çizilen ağaçlarda meyve olması verimli olma isteği yeşil yapraklı ağaçlar canlılığı,solmuş yapraklı ağaçlar ve yaprak dökümü ölüm isteğini,ağaç köklerinin olması içgüdüye önem vermesi ve bağımlılık duygularını yansıtır.
Resimlerde çok bulut veya koyu renkli bulutların olması çözülemeyen problemleri ifade edmektedir.

ÇOCUK RESİMLERİNİN GENEL OLARAK YORUMLANMASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR:

Çocuğun bize kendisini yansıtması ve olaylar hakkında duygu ve düşüncelerini ifade etmesinde,yalın bir anlatım aracı olan resmim önemi büyüktür. Resim etkinliğinin aynı zamanda sözsüz dili oluşturması ve bu yolla anlatımın kolay olması, yaşı ve kişilik özellikleri nedeniyle sözlü iletişim kurmakta güçlük çeken çocukları tanımada da önemli bir teşhis aracı olmasını sağlamaktadır.
Çocuk resimlerini yorumlarken ,dikkat etmemiz gereken bazı önemli noktalar bulunmaktadır.
Tek resimden yola çıkarak yapacağımız bir değerlendirme bize hatalı sonuç verebilir. Çocuğun diğer resimlerine de dikkat etmeli ve toplu bir değerlendirme yapılmalıdır. Resim değerlendirmesine başlamadan önce….ocuğun genel tutum ve davranışlarını ,içinde yaşadığı
Psikolojik sosyo-kültürel ve ekonomik durum,arkadaşlarıyla kardeşleriyle ilişkileri,okul ve aile içi ilişkileri çocuğun yaşını,cinsiyetini,ailede kaçıncı çocuk olduğunu varsa uyum ve davranış sorununun türünü, ailesinin genel özelliklerini,okul başarısını,çocuk hakkındaki genel izlenim ve görünüm ,diğer önemli özellikleri de göz önünde bulundurulmalıdır.
Resim aynı zamanda öğrenilen bir davranıştır. Resim çizmede öğretmen faktörü de önemlidir. Çocuklar resim çizmeyi kendi kendilerine,ailelerinden,öğretmenlerinden veya arkadaşlarından öğrenebilirler.
Konu seçimi yapmadan ‘Hadi bakalım bize bir resim çiz’ dediğimizde ,çocuk ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda içinde yaşadığı psikolojik duruma ve hayal gücünün de etkisiyle resim çizebilir .Serbest konu verdiğimizde çocuğun çizmiş olduğu resimdeki tema da çok önemli-dir .
Unutulmamalıdır ki, resim değerlendirilmesi projektif bir tekniktir.Yorumlar, yorumlayana göre değişkenlik gösterebilir.

KATKI MADDELERİ VE ÇOCUKLAR

Çocuklar daha düşük vücut ağırlığına sahip olmakla beraber,daha yüksek enerji ve gıdaya ihtiyaç duyarlar.Bir de

Çocukların  özellikle sevdikleri(katkı maddesi içeren) yiyeceklerden çok miktarda tüketmeleri halinde istenmeyen sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Anne ve babaların çocuklarının sağlıklı gelişimini sağlamaları için iyi birer etiket okuyucusu olmaları gerekmektedir.Hazır tüketim alışkanlığının artmasıyla birlikte anne karnından itibaren bu tür maddelere maruz kalan bu küçük bedenleri nelerin beklediğini ancak 15-20 sene sonra görmek mümkün olacaktır.Sonu bilinmeyen bu yolculukta onları korumak elbette ebeveynlerin görevidir.Çocuklar,tehlikeli olduğu söylenen katkı maddelerini içeren ürünlerden uzak tutulmalıdır.Bazı ürünler üreticinin insiyatifine bağlı olarak farklı katkılarla hazırlanmış olabilir.Bu konuda  dikkatli olup zararsız olanlar tercih edilmelidir.Bu konuda yapılabilecek en doğru tercih ise çocuklara mümkün olduğunca katkı maddesi içermeyen gıdalar vermek olacaktır.

DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KATKILAR:

FDA tarafından güvenli kabul edilmesine rağmen üzerinde tartışmalar olan hatta bazı ülkeler tarafından kullanımı yasaklanan katkı maddeleri:

E102 (Tartrazin,FD&Yellow  No:5):Sarı renkli gıda boyasıdır.Renkli içecek,tatlı,reçel,tahıl,çerez,konserve balık ve hazır çorbalarda kullanılır.Özellikle aspirine duyarlı kişilerde alerjik reaksiyonlar gözlenmiştir.Benzoik asitle kullanıldığında etkileri daha da artar ve çocuklarda hiperaktiviteye neden olabilir.Norveç ve Avusturya’da kullanımı yasaklanmıştır.

E110(Sunset yellow FCF,Orange yellow S,FD& Yellow No:6):Sarı renkli gıda boyasıdır.Pasta,tatlı,dondurma,içecek,konserve balık ve şuruplarda kullanılır.Allerji,karın ağrısı,hazımsızlık sorunlarına sebep olabilir.Norveç ve Finlandiya’da  yasaklanmıştır.

E122(Azorübin):Kırmızı renkli gıda boyasıdır.Şekerleme,jöle ve pastalarda kullanılır.Aspirine duyarlı olanlarda,astım hastalarında alrjik reaksiyonlar yapabilir.İsveç,Avusturya ve Norveç’te yasaklanmıştır.

E123 (Amarant):Kırmızı renk veren gıda boyasıdır.Pasta ,hazır çorba,jöle,dondurma ve ketçaplarda kullanılır.Astım,hiperaktive ve egzamaya neden olabilir.Avusturya,Rusya ve Norveç’te yasaklanmıştır.

E129 (Allura red):Kırmızı renk veren gıda boyasıdır.Tatlılar,içecekler ve garnitürlerde kullanılır.Farelerde yapılan deneylerde kansere rastlanmıştır.Danimarka,Belçika,Fransa,Almanya,İsviçre,İsveç,Avusturya ve Norveç’te yasaklanmıştır.

E210,E211,E212,E213,E214,E214,E215,E216,E217,E218,E219

(Benzoatlar):Sos,ketçap,mayonez,reçel,peynir,meyve suları ve pek çok üründe koruyucu olarak kullanılır.Astım,sinirsel bozukluk,deri döküntüleri ve hiperaktiviteye neden olduğu ileri sürülmektedir.

E220,E221,E222,E223,E224,E225,E226,E227,E228(Sülfitler):Koruyucu olarak kullanılır.Bira,kurutulmuş meyveler,meyve suları ve sirkede kullanılır.İnsanların sülfitlere karşı tepkisi farklılık göstermektedir.Sülfitler asırlardır kullanıldığı halde,son 20-25 yılda hassas bünyelerde ve astımlı hastalarda alerjik reaksiyonlara neden olabilecekleri dikkati çekmiştir.1980’li yıllarda en az 12 kişinin ölümüne neden olacak kadar ciddi alerjik reaksiyonlara yol açtığı saptanmıştır.Ayrıca B1 vitaminini yok ettiği de bilinen bir gerçektir.

E250,E251 (Nitrit ve Nitratlar):Katkı maddelerinin en çok tartışılanlarıdır.Koruyucu olarak salam,sucuk,sosis gibi et ürünlerinde kullanılırlar.Kansere neden olan nitrozaminleri oluştururlar.Kanın oksijen taşıma yeteneğini azaltırlar.

E320(BHA-Butillenmiş hidroksiyanozil ve BHT-Butillenmiş Hidroksi Toluen):Antioksidan olarak oksidatif değişiklikleri geciktirip,besinin raf ömrünü arttırmak için kullanılırlar.Besindeki oksidatif reaksiyonlar lipidlerin,renk maddelerinin,elzem amino asitlerin ve vitaminlerin yıkımı sonucu oluşur.Arzu edilmeyen koku,aroma,tat değişiklikleri,enzimatik kararma veya renk kaybı,acıma (oksidatif ransidite) önlenir veya geciktirilir.Antioksidanlar,özellikle yağlarda ve yağlı besinlerde kullanılırlar.Alerjik reaksiyonlar çok nadirdir.Japonya’da kullanımı yasaktır.

E621 (MSG-monosodyum glutamate):Özellikle Uzak Doğu (Çin,Japon) ve Türk mutfağında kullanılır.Bununla oluşan reaksiyona ‘Çin Restoranı Sendromu’ da denir.Bir çok restoran ve imalathanede de değişik gıdalarda lezzet arttırıcı olarak kullanılır.Alerjik reaksiyonlar çok nadirdir.Kanser,mide rahatsızlıkları,kronik hepatit,sinir sistemi enfeksiyonları vb.hastalıklarla ilişkilendirilmektedir.

E951(Aspartam):Yapay tatlandırıcı (diyet şekeri)olarak kullanılır.Kanser,baş ağrısı,miğren ve hiperaktivite ile bağlantısı plduğu ileri sürülmüştür.Yapılan son çalışmalarda zararlı olduğuna dair bir bulgu bulunamamıştır.

E954(Sakarin):Yapay tatlandırıcı (diyet şekeri)olarak kullanılır.Böbreklere zarar verdiği gibi mesane kanserine de neden olabilmektedir.

HAYVANSAL  KATKILAR

Hayvansal katkıların bitkisel olarak elde edilmesi mümkünse de maliyetlerinin yüksek olmasından dolayı bazı üreticiler düşük maliyetli olanları tercih etmektedirler.Kesin hayvansal olanların ve şüpheli olanların listesi aşağıda verilmiştir.

Kesin hayvansal olanlar:

E120(karmin):Kırmızı bitten elde edilir.

E441(jelatin):Hayvanların(her çeşit) deri ve kemiklerinden elde edilir.

E542(Edible bone phosphate):Hayvan kemiklerinden elde edilir.

E631(Sodium inositone):Hayvanların etinden veya sardalyadan elde edilir.

E904 (Shellac):Böceklerden elde edilir.

E920 (L-cystein Hydroclorid):İnsan veya hayvan kılından elde edilir.Bitkisel ya da sentetik yazmadıkça hayvansal olma ihtimali olanlar:

E101,E101a,E153, E203, E213, E227, E270, E282, E302, E322, E325, E326, E327, E333, E341a, E341b, E341c, E404, E422, E430, E431, E432, E433, E434, E435, E436, E470, E471, E472a, E472b, E472c, E472d, E472e, E473, E474, E475, E476, E477, E478, E481, E482, E483, E491, E492, E493, E494, E495, E570, E572, E627, E628, E629, E630, E631, E632, E633, E634, E635, E640, E920, E1518.

Metin olarak bulunanlar da olabilir;Jelatin (E441),lesitin (322),gliserin (E422),fatty asitlerinin mono ve digliseridleri (E471),pepsin.

Kudret LİVAOĞLU, Ayşe Betül  ŞAHİN

SAĞLIKLI HAYAT, Zararlı Kimyasallardan Korunun

Mozaik,2006

ÇOCUK VE MÜZİK

Çocuklar her türlü materyalden elde edilen sesleri kullanma, deneme, öğrenmeye gereksinim duyarlar. Çocukların melodik kavramları, yetişkinlerinkinden farklıdır ve yetişkinlerin standartlarına göre değerlendirilmemeleri gerekir. Okul öncesi çocuk öncelikle seslerle ilgilenir, neyin hangi sesi çıkardığını merak eder. Müzik çocuğun yaşamının bir parçası olmalıdır. Eğer müzik çocuklar için bir dil olacaksa onu kullanmaları gerekir. Yapılan araştırmalar, çocuklara ritm çalışması yapan öğretmenlerin, bu çalışmaların, öğrencilerin sadece uygun zamanda uygun ritmi vermesinin geliştirilmeye çalışılması olmadığı, öğrencinin ritmik etkiye karşı kendi fiziksel tepkisini ortaya koyabilme özgürlüğünün de ritm çalışmaları sırasında verilmeye çalışılması gerektiğinde birleştiklerini ortaya çıkarmıştır.

Çocuk Gelişimine Müziğin Katkıları

Çocuk başka şeylerin ilim ada, güvenlik hissi, grup içinde yer edinebilme, bir etkinlikte yer alabilme ve kendi sorunlarıyla yüzleşme ve başarılı olmaya gereksinim duyar.Müzik programı, müzik deneyimlerinin kalitesiyle, programın düzenlenmesi ve ele alınan müzik öğretim yöntemleriyle birlikte çocuğun gelişimine katkıda bulunur. İyi hazırlanmış bir müzik eğitimi programıyla çocuk; yaşamın zevkini ve anlamını, sınıf içinde, toplumda, dünyada yaşamayı anlayabilir. Ulusal ve dünya tarihini anlamlı kılabilir. Bilim, sanat, sosyal bilimler, sağlık,  gibi alanlara ilgiyi geliştirip bilgilendirilebilir. Yaratıcılığı, değişik tür aktivite düşünceleri geliştirilebilir ve davranışlarında olumlu gelişmeler sağlanabilir.

ÇOCUKLARDA   MÜZİK   TERAPİ

İnsanı artık bilim yalnızca biyolojik olarak ele almayıp onun ruhunun derinliklerine inmeye çalışıyor. İnsan vücudunun ve beyninin en ince noktalarına ulaşabiliyoruz. Bunun için bir çok araç geliştirilmiştir. Ancak henüz ruh dünyamıza inebilen, ruhumuzun derinliklerinden haber verebilen araçlar keşfedilememiştir. Bu manada sanatı kullanarak ruhu anlamak, ruhtan haber almak mümkün hale gelebilmiştir. Sanat henüz keşfedemediğimiz bir şekilde ruhumuzun derinliklerine inmeyi başarmış ve oralardan bir şeyleri alıp ortaya çıkarabilmiştir.

Özellikle çocuklarda görülen birkaç psikiyatrik bozuklukta müziğin kullanımı ile ilgili bilgiler verelim. Bilindiği gibi mental retardasyon (zeka geriliği), davranış bozuklukları (hiperaktivite vb) ve öğrenme bozukluklarında müzikterapi bir çok açıdan kullanılabilmektedir. Müzik bu çocuklarda ruhsal, duygusal, toplumsal gelişime katkıda bulunur. Ayrıca hareket ve duyu sistemleri ile ilgili yetersizliklerin giderilmesine, dikkat-konsantrasyon gibi zihinsel melekelerin kuvvetlendirilmesine ve iletişim yeteneğinin gelişmesine yardımcı olur. Müzikterapi esnasında çocuk, bozulmuş olan fiziksel yeteneklerini yeniden şekillendirebilir. Bir takım davranış kusurları varsa bunları değiştirebilir.

Müzikterapi bu değişim ve gelişimleri sağlarken çocuğa iki türlü haz duygusu yaşatır. Bunlardan birincisi sıkıntı verici ortamın dışına çıkabilme hazzıdır. Bu evrensel bir hazdır. Dünyanın neresinde olursanız olun, duyduğunuz müzik sizi önce rahatlatır sonra da içinizde bir güven duygusu uyandırır. Çocuk için bu haz hayata ve öğrenmeye yönlendiren bir ödül etkisi yaratmaktadır. İkincisi ise müziğin farklı dünyalara, farklı duygulara açtığı kapıdan girme hazzıdır. Bu haz sayesinde ise çocuk kendi iç dünyasındaki keşfedilmemiş yerlere ulaşabilme ve bunları çevreye sunabilme imkanını yakalar.

ADAM OLACAK ÇOCUK DİNLEDİĞİ MÜZİKTEN  BELLİ  OLUR

Dünyaca ünlü kalp cerrahı Mehmet Öz ,ameliyat sırasında hastalarına müzik dinletiyor.Müzik yüzyıllar öncesine kadar Türkler tarafından tedavi yöntemi olarak kullanılmış.Şimdi ise Avrupa’da bu konuda detaylı araştırmalar yapılıyor.Türkiye’de ise çocukların bedensel ve ruhsal gelişimine katkı sağlayacak makamlar 12Cdhalinde toplandı.

Türk musikisi üzerine araştırmalarıyla bilinen TÜMATA(Türk Musikisi Araştırma ve Tanıtma Grubu)ile beraber hazırladıkları her CD’nin ayrı bir makamı  ve yararı var.Çocukların aklında kalması amacıyla da Türk kültürünün her biri ayrı özelliklere sahip karakteri temsil etmiş bu CD’leri

İSFAHAN MAKAMI:Güven arttırıcı,zihin açıklığı veren ve hafızayı güçlendiren makamı Mustafa Kemal Atatürk temsil ediyor.

UŞAK MAKAMI:Gülme ,sevinç ve kahramanlık duygusu veren ,güzel yazma ve konuşma yeteneğini arttıran makamı Nene Hatun Temsil ediyor.

MİNÖR PENTATONİK MAKAMI:Asya kökenli olup kendine güven ve kararlılık duygusunu oluşturan makamı Dede Korkut temsil ediyor.    London Nordoff Robbins Müzik Terapi Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalarda ,otistik ve spastik çocukların tedavisinde pentatonik müzikten yararlanılıyor.

SEFA MAKAMI: Neşe ve huzur verici olan bu makam ,beyinde alfa ve teta titreşimlerini arttırıyor.trans hali oluşturup yüksek sezgi ve kişilik gelişimi sağladığına inanılıyor.

ACEMAŞİRAN:Mimar Sinan’ın temsil ettiği makam yaratıcılık ,sonsuzluk hissi,canlılık ve lezzet duygusu verdiği söyleniyor.Aynı zamanda anne karnındaki çocuğun pozisyonunu uygun hale getirdiği ve doğumu kolaylaştırdığı Prof.Dr.Nuran Kömürcü tarafından onaylanmış.Ağrı kesici,ilham verici ,durgun düşünce ve duyguları canlandıran ,gevşemeye yardımcı imiş.

HÜSEYNİ MAKAMI:Hacı Bektaş’ın temsil ettiği makam huzur,rahatlık,kendine güven,kararlılık ve barış duygusu verdiği söyleniyor.İç organlara etkili olduğu,bağışıklık sistemini canlandırdığı,iltihapları yok ettiği ve spazmı çözdüğü bilinen birkaç özelliği.

Gülizar Baki

FARABİ’YE GÖRE MUSİKİNİN PSİKOLOJİK ETKİLERİ:

Dünyaca ünlü Türk bilgini Farabi’nin Musikü’l  Kebir adlı eserinde makamların pisikolojik etkileri şöyle açıklanmaktadır:

RAST:Neşe verir,felce iyi gelir.

NEVA:Ferahlık verir,ayrıca kadın hastalıklarına iyi gelir.

REHAVİ:Sonsuzluk hissi,baş ağrısı,moral bozukluğu

KÜÇEK:Hüzün ve elem hastalığında

İSFAHAN:Kabiliyet,güven,zihni açar,rutubetten dolayı yakalanılacak hastalıklara karşı

UŞŞAK:Gülme ve gut hastalığı

ZİRGÜLE:Uykusuzluk

HÜSEYNİ:Rahatlık,kardeşlik,arkadaşlık  duyguları uyandırarak karaciğer,mide ve sıtma hastalıklarına

BÜZÜRK:Ateşli hastalıklarda

ZİRVEKEND:Mafsal,sırt ve bel ağrıları

HİCAZ:Tevazu,hoşgörü,güven

Habibe Demircan

Piyano ve Zeka Gelişimi

Piyano zekâyı patlatıyor! Okulöncesi yaştaki 78 çocuk üzerinde yapılan bir araştırma piyano – IQ (zekâ katsayısı) arasındaki çarpıcı ilişkiyi ortaya koydu: Okul öncesindeki düzenli piyano dersleri çocukların IQ’ sunu yüzde 50, hatta daha fazla arttırıyor. Kaliforniyalı iki ilim adamıın araştırması piyano eğitimi alan çocukların özellikle matematik ve fen dallarında çok daha başarılı olacağını gösteriyor. Yoksa zeki bir neslin yolu bilgisayar klavyesinden değil de, piyanonun tuşlarından mı geçiyor?

Çağımız rekabet çağı. Öyle ki çocuklar kendilerini bekleyen zorlu sınavlardan galip çıkmak için daha yedi yaşından itibaren çalışmaya başlıyor. Çalışmak elbette etkili ama zeki olmak herkesin harcı değil. İşte bu yüzden, harıl harıl zekâyı geliştirme, arttırma formülleri aranıyor. Geçenlerde Amerikalı iki ilim adamı yaptıkları ilginç araştırmanın sonucunu kamuoyuna açıklayınca eski formüllerin pabucu dama atıldı. Zekâyı geliştirmek için ne genlerle oynamak ne de bilgisayarın esiri olmak gerekiyordu. Zeki bir toplum yaratmanın yolu eski bir dosttan geçiyordu: Piyano.(2)

KAYNAKÇA;

(1).Haluk YAVUZER, Çocuğu Tanımak ve Anlamak,İstanbul, 2. Baskı, sayfa72-73.

(2).Mine AKVERDİ-www.okuloncesi.com

SEVGİLİ  ANNECİĞİM

Daha karnındayken benimle konuştuğun ve bana arkadaşlık ettiğin için,’Doğduğun gün hayatımın en güzel günüydü.’dediğin için,Pişiklerimi pudralayarak beni rahatlattığın için,kocaman sarılmaların ve öpücüklerin için,ben öğreninceye kadar sonsuz  kere ’anne…anne…anne…’yi tekrarladığın için,gömleğimin kollarını kullanmayayım diye burnumu silmek için elinde bir mendille peşimde koştuğun için,daima ‘Neden? Neden? Neden?’ sorularını sormamı teşvik ettiğin için ,piyeste söylemem gereken tek satırı unutunca ,seyirciler arasında oturduğun yerden fısıldayarak hatırlattığın için, ’benim en iyi arkadaşım’ olduğun için ,bana güvendiğin için, uzaktan seven bir anne olmadığın için,hasta olduğum günlerde bütün gece başımda beklediğin için,benimle güldüğün,benimle ağladığın için, ’Seni seviyorum’ dediğin için, ‘Ben sana söylemiştim’ lerini dilinin ucuna gelse de yuttuğun için,üniversiteyi kazanıp uzaklara gittiğimde,gözyaşlarını gizlemeden beni özleyeceğini söylediğin için,eğitimin bütün kilitli kapıları açacağını öğrettiğin için,ihtiyacım olduğunda daima orada  olduğun  için, hiçbir şeyin kolay elde edilmeyeceğini,başarının çok çalışmak gerektirdiğini öğrettiğin için hayatın en güzel yıllarını bana adadığın için,bana sevgimi ifade etmeyi öğrettiğin için,’Benim biricik annem sen olduğun için TEŞEKKÜRLER…’Ve hepsinden çok evrendeki ‘en iyi anne’ olduğun

İçin TEŞEKKÜRLER.

Sevgiler Çocuğunuz